Yeni bir site projesine başlarken en çok duyduğumuz sorulardan biri şu: “Kaç sayfa olsun?” Aslında doğru soru bu değil. Otuz sayfalık ama hiçbiri işe yaramayan siteler de var, sekiz sayfayla telefonu susmayan işletmeler de. Belirleyici olan sayfa sayısı değil, ziyaretçinin karar verme sürecindeki her adımı karşılayan sayfaların var olması.
Bir ziyaretçi sitenize geldiğinde sırayla şunları sorar: Burası ne yapıyor? Benim işimi çözer mi? Kimlerle çalışmış? Ne kadar tutar? Nasıl ulaşırım? Güvenilir mi? Aşağıdaki on sayfa, bu soruların hepsine bir karşılık üretir. Sektörünüz ne olursa olsun iskelet aynı kalır; içeriğin tonu ve derinliği değişir.
Bir de şunu baştan söyleyelim: sayfa yapısı, tasarımdan önce gelen bir karardır. Önce hangi sayfaların olacağına ve her birinin ne anlatacağına karar verilir, sonra tasarıma geçilir. Tersi sırayla ilerleyen projelerde genelde güzel görünen ama içeriği yarım kalmış sayfalar ortaya çıkıyor.
1. Anasayfa: on saniyede anlaşılmak
Anasayfa kataloğunuz değil, karşılama masanız. Ekranın üst kısmında iki şey net olmalı: ne yaptığınız ve kime yaptığınız. “Yenilikçi çözümler sunuyoruz” cümlesi bunu anlatmıyor; “Manisa’da restoranlar için sipariş alan web sitesi kuruyoruz” anlatıyor.
İyi bir anasayfa şu blokları sıralar: kısa ve somut bir tanıtım, hizmetlerin özet kartları, sizi tercih etme nedenleri, birkaç referans veya iş örneği, sık sorulan iki üç soru ve en altta bir iletişim çağrısı. Her bloğun sonunda ilgili detay sayfasına giden bir bağlantı olsun. Anasayfanın işi her şeyi anlatmak değil, doğru sayfaya yönlendirmek.
Anasayfada en sık yapılan hata
Her bölümü ayrıntıya boğmak. Hizmetlerin tamamını anasayfada anlatırsanız hem sayfa uzar hem detay sayfaları işlevsiz kalır. Bir de ekranı kaplayan, yüklenmesi saniyeler süren giriş görselleri var; mobil bağlantıda ziyaretçinin ilk gördüğü şey boş bir alan oluyor ve o boşluk çoğu zaman geri tuşuyla sonuçlanıyor.
2. Hakkımızda: güven sayfası
Ziyaretçilerin en çok tıkladığı ama en özensiz yazılan sayfa genelde burasıdır. “1998 yılından bu yana müşteri memnuniyetini ilke edinerek…” diye başlayan metinler hiç kimseyi ikna etmiyor. Onun yerine somut bilgi verin: kaç kişilik ekipsiniz, hangi şehirdesiniz, hangi işleri kendiniz yapıyorsunuz, neyi yapmıyorsunuz.
Ekip fotoğrafı, atölye veya ofis görseli, varsa belge ve sertifikalar bu sayfaya iyi gelir. İnsanlar kurumla değil insanla iş yapmak istiyor. Adres ve gerçek bir telefon numarası bu sayfada da görünürse güven bir kademe artıyor. Kısa bir hikâye de işe yarar: işi neden kurduğunuz, ilk müşterinizin ne istediği gibi ayrıntılar, kurumsal cümlelerden daha akılda kalıcı oluyor.
3. Hizmetler ana sayfası: haritanın kendisi
Hizmetlerinizi tek sayfaya sıkıştırmak, hepsini birbirine karıştırmanın en kısa yolu. Bunun yerine bir üst sayfa kurun; her hizmeti tek paragrafla tanıtın ve detay sayfasına bağlayın. Bizim hizmetler yapımız da böyle çalışıyor: üstte genel çerçeve, altta ayrı ayrı derinleşen sayfalar.
Bu yapı hem ziyaretçiye hem arama motoruna yardım eder. Kullanıcı ilgilenmediği alanı okumak zorunda kalmaz; arama motoru da her hizmeti kendi başlığıyla değerlendirir. Ayrıca ileride yeni bir hizmet eklemek istediğinizde siteyi baştan kurmanız gerekmez, listeye bir kart eklemeniz yeter.

4. Hizmet detay sayfaları: satışın yapıldığı yer
Asıl dönüşüm burada olur. Her hizmet için ayrı bir sayfa açın ve şu sırayı izleyin: hizmetin ne olduğu, hangi problemi çözdüğü, süreç adımları, teslim edilenler, tahmini süre, sık sorulan sorular ve bir iletişim çağrısı.
Detay sayfalarında en sık atlanan kısım süreçtir. Müşteri parayı verdikten sonra ne olacağını bilmek istiyor. “Brief alınır, tasarım onaya sunulur, revizyon yapılır, yayına alınır, eğitim verilir” gibi net bir akış, uzun ikna cümlelerinden daha etkili. Teslim edilenler kısmını da kalem kalem yazın: kaç sayfa, kaç revizyon, hangi dosya formatları, kaç aylık destek. Belirsiz kalan her madde, sonradan karşılıklı hayal kırıklığına dönüşüyor.
Kaç detay sayfası açmalı?
Her hizmet için bir tane, ama gerçekten farklı hizmetler için. Aynı işi üç farklı isimle üç sayfaya yaymak kimseye fayda sağlamaz; hem içerik incelir hem sayfalar birbiriyle yarışır. Ölçüt basit: iki sayfanın içeriğini yan yana koyduğunuzda cümlelerin yarısından fazlası ortaksa o iki sayfa tek sayfa olmalı.
5. Referanslar ve projeler: kanıt sayfası
Sözden çok iş konuşur. Yaptığınız işleri görsel, kısa bir problem tanımı ve sonuç bilgisiyle birlikte yayınlayın. Bir vitrin listesi yeterli değil; her projeye tıklanabilir bir detay verin. Kendi projeler bölümümüzü de bu mantıkla kuruyoruz: müşteri işlerinin yanında kendi geliştirdiğimiz ürünler de burada duruyor.
Fiziksel iş yapan işletmeler için öncesi-sonrası fotoğrafları, hizmet sektörü için müşteri yorumları en güçlü kanıttır. Yorum alırken isim, işletme adı ve mümkünse fotoğraf isteyin. İsimsiz övgüler inandırıcı durmuyor. Az sayıda ama iyi anlatılmış proje, otuz tane logodan daha fazla iş getiriyor.
6. Fiyat veya paket sayfası: filtre görevi
Fiyat yazmamak uzun süre sektör alışkanlığıydı. Oysa fiyat bilgisi olmayan sitelerde gelen taleplerin büyük kısmı bütçesi hiç uyuşmayan kişilerden geliyor; hem sizin hem onların vakti gidiyor. Tam fiyat veremiyorsanız bile başlangıç aralığı, kapsam farkları ve neyin dahil olduğunu yazın.
Bu sayfada asıl mesele şeffaflık. Bizim paketler sayfasında barındırma, alan adı ve güncelleme desteği fiyatın içinde duruyor; kapsam belliyse fiyat sabit kalıyor ve sonradan ek kalem çıkmıyor. Bunu yazıyoruz çünkü bu sektörde en sık şikâyet edilen konu, teslimden sonra ortaya çıkan kalemler. Sizin işinizde de böyle bir hassasiyet varsa fiyat sayfası tam olarak bunu anlatacağınız yer.
Fiyat yazmak istemiyorsanız
Hiç değilse “neye göre değişiyor” bölümü koyun: metrekare, sayfa sayısı, ürün adedi, süre. Ziyaretçi kendi durumunu tahmin edebilsin. Bir de “bu fiyata dahil değildir” başlığı ekleyin; neyin dışarıda olduğunu baştan söylemek, sonradan açıklamaktan çok daha kolay.
7. Blog veya bilgi merkezi: uzun vadeli trafik
Blog, arama motorlarından gelen ziyaretçinin ana kapısıdır. İnsanlar “fiyat” diye aramaya başlamıyor; “nasıl yapılır”, “ne kadar sürer”, “hangisi daha iyi” diye arıyor. Bu sorulara cevap veren yazılar, hizmet sayfalarınıza trafik taşır.
Ayda bir iyi yazı, haftada bir kötü yazıdan değerlidir. Konuları da uzaktan bulmayın: müşterinin telefonda sorduğu her soru bir yazı konusudur. Ve blogu kendiniz yönetebilmeniz gerekir. Teslim ettiğimiz her sitede panel eğitimi vermemizin sebebi de bu: yazı eklemek için ajansa bağımlı kalan işletmelerin blogu genelde ikinci ayda duruyor. Yazıların sonuna ilgili hizmet sayfasına bir bağlantı koymayı da unutmayın; bilgiden teklife giden yol böyle kuruluyor.

8. Sık sorulan sorular: satış öncesi itirazlar
SSS sayfasını “şablon doldurmak” diye görmeyin. Telefonda en çok duyduğunuz on soruyu yazın, cevaplarını da lafı dolandırmadan verin. Teslim süresi, ödeme koşulları, iptal, garanti, servis alanı, ek ücretler.
Bu sayfa iki iş yapar: kararsız ziyaretçinin itirazını daha siz konuşmadan giderir ve arama motorlarında soru biçimindeki aramalarda karşınıza çıkar. Ek olarak, ekibinizin telefonda harcadığı süreyi ciddi biçimde kısaltır. Cevapları kısa tutun; üç paragraflık bir yanıt zaten soru değil, makale olur.
9. İletişim sayfası: en çok hata yapılan sayfa
Sadece bir form koyup bırakmak yeterli değil. İyi bir iletişim sayfasında şunlar bulunur:
- Tıklanabilir telefon numarası, mobilde doğrudan arama açan biçimde
- E-posta adresi, gizlenmemiş halde
- Açık adres ve gömülü harita
- Çalışma saatleri
- WhatsApp veya tercih ettiğiniz hızlı kanal
- Kısa form: ad, iletişim bilgisi, konu. Yedi alanlı form kimse doldurmuyor
Bir de yanıt süresini yazın. “Aynı iş günü içinde dönüş yapıyoruz” gibi bir cümle, forma güvenmeyen ziyaretçiyi ikna eder. Biz bu sözü iletişim sayfamızda veriyoruz, çünkü tutulmayan söz vermek en baştan zarar. Formun gönderildikten sonra ne olacağını da gösterin; “Mesajınız ulaştı” yazısı görmeyen kullanıcı aynı formu üç kez doldurabiliyor.
10. Yasal metinler: gözden kaçan zorunluluk
Gizlilik politikası, KVKK aydınlatma metni, çerez politikası ve e-ticaret varsa mesafeli satış sözleşmesi ile iade koşulları. Bunlar sıkıcı sayfalar ama yokluğu hem yasal risk hem güven kaybı yaratıyor. Ödeme sayfasında iade koşulunu göremeyen kullanıcı sepeti bırakıyor.
Bu metinleri internetten kopyalamak yerine kendi işinize göre uyarlayın; hangi verileri neden topladığınızı, kimlerle paylaştığınızı ve ne kadar sakladığınızı yazın. Bağlantılarını da alt bilgide sabit tutun, kimse bu sayfaları menüden aramıyor.
Bonus: hizmet bölgeleri sayfaları
Belirli bir coğrafyaya hizmet veriyorsanız, ilçe veya şehir bazında sayfalar yerel aramalarda ciddi fark yaratır. Ama tek şart var: her sayfa gerçekten farklı içerik taşımalı. Aynı metnin içine şehir adı değiştirerek kopyalanan sayfalar hem kullanıcıyı hem arama motorunu rahatsız eder. Kendi bölgeler sayfalarımızı kurarken de her bölgenin kendine özgü iş yapısını anlatmayı tercih ediyoruz.
Yayına almadan önce hızlı kontrol listesi
- Her sayfanın tek bir amacı var mı? Ziyaretçi o sayfada ne yapmalı, belli mi?
- Her sayfada bir sonraki adım için bağlantı veya buton var mı?
- Menüde yedi maddeden fazla üst başlık var mı? Varsa gruplayın.
- Telefon numarası mobilde tıklanabiliyor mu?
- Sayfa başlıkları ve meta açıklamaları tek tek yazıldı mı, yoksa hepsi aynı mı?
- Görseller sıkıştırıldı mı? Üç megabaytlık fotoğraflar mobilde siteyi bitirir.
- 404 sayfası var mı ve oradan anasayfaya dönüş verilmiş mi?
- Site mobilde tek elle gezilebiliyor mu? Trafiğin çoğu oradan geliyor.
Nereden başlamalı
Hepsini birden kurmak zorunda değilsiniz. İlk aşamada anasayfa, hizmetler, iki üç detay sayfası, hakkımızda, iletişim ve yasal metinlerle yayına çıkın. Referans ve blog bölümünü işler geldikçe büyütün. Boş bir “Referanslar” menüsü, hiç olmamasından daha kötü görünüyor.
İkinci aşamada fiyat sayfası, SSS ve bölge sayfaları gelir. Üçüncü aşamada da blog düzenli bir yayın takvimine bağlanır. Bu sırayla ilerlemek hem bütçeyi yayıyor hem de her eklemeyi gerçek talebe göre yapmanızı sağlıyor.
Sonuçta iyi bir işletme sitesi, satış temsilcinizin yerine geçmiyor; onun tekrar tekrar anlattığı şeyleri yirmi dört saat anlatıyor. Bu on sayfa da o anlatının bölümleri. Hangi sayfaların sizin işinizde öne çıkacağını konuşmak isterseniz, kısa bir görüşme genelde yeterli oluyor.
