İçeriğe geç
MAT Kreatif — Yazılım ve Grafik Hizmetleri
Yazan: Soner Kurt 8 Eylül 2026 12 dk okuma web tasarım fiyatları sabit fiyat kapsam yönetimi web projesi şeffaf fiyatlandırma

Sonradan ücret çıkmayan bir web projesi gerçekten mümkün mü?

Sonradan ücret çıkmayan bir web projesi gerçekten mümkün mü? — blog yazısı kapak görseli

Web tasarım işine başlarken en çok duyduğumuz cümlelerden biri şu: “Geçen sefer başladık, sonra sürekli bir şeyler eklendi, fatura ikiye katlandı.” Bu cümleyi kuran kişi genelde kızgın değil, yorgun oluyor. Çünkü mesele sadece para değil; bütçeyi savunmak, patrona ya da ortağa açıklama yapmak, aynı işi ikinci kez planlamak zorunda kalmak.

Peki gerçekten mümkün mü? Baştan konuşulan rakamla biten, sonradan “şu da ayrı” denmeyen bir web projesi. Kısa cevap: evet, ama tek şartla. Fiyatın değil, kapsamın net olması gerekiyor. Sürpriz fatura neredeyse hiçbir zaman kötü niyetten çıkmaz; belirsiz bir kapsamdan çıkar.

Bu yazıda hem sürpriz kalemlerin nereden doğduğunu hem de teklif masasında hangi soruları sorarsanız o sürprizleri baştan eleyeceğinizi anlatmaya çalışacağız. Amacımız kimseyi şüpheye sokmak değil; tam tersine, iki tarafın da rahat çalışabildiği bir zemin nasıl kurulur, onu göstermek.

Belirsizlik neden bu kadar yaygın?

Kapsamı yazmak zaman alır. Bir teklifi tek satırda “kurumsal web sitesi” diye yazıp altına rakam koymak on dakika sürer; aynı işi sayfa sayfa, sorumluluk sorumluluk yazmak yarım gün sürer. Hızlı teklif hızlı satar, bu yüzden sektörde kısa tekliflere sıkça rastlanır.

İşin diğer tarafında da bir gerçek var: müşteri de çoğu zaman detaylı teklifi okumak istemez. “Toplam ne kadar, ne zaman bitiyor” sorusuna odaklanır. Oysa projenin ilerleyen aylarında tartışma çıkacaksa, o tartışma tam da okunmayan satırlarda çıkar. Kapsam belgesi sıkıcıdır ama sonradan en çok işe yarayan belgedir.

Sürpriz ücretler nereden çıkıyor?

Sektörde uzun süredir çalışan herkesin aşina olduğu birkaç klasik nokta var. Bunları bilmek, teklif okurken hangi satırlara bakacağınızı da öğretiyor.

1. Barındırma ve alan adı teklifin dışında bırakılır

Teklifte “web sitesi tasarımı ve yazılımı” yazar, altında rakam durur. Site yayına alınacağı gün ortaya bir sunucu faturası, bir alan adı yenileme bedeli, bir de SSL sertifikası çıkar. Tek tek büyük paralar değildir ama toplandığında bütçeyi bozar ve daha kötüsü, güveni bozar.

Biz paketlerimizde barındırmayı, alan adını ve güncellemeleri fiyatın içine koyuyoruz. Sebebi cömertlik değil, pratiklik: müşteri bir yıl sonra “şu ödemeyi yapmayı unuttum” diye site kapanmasın diye. Detaylara paketler sayfamızdan bakabilirsiniz.

2. Revizyon hakkı bir yerde biter

“3 revizyon hakkı” ifadesi tek başına anlamsızdır. Revizyon nedir? Ana sayfadaki başlık metnini değiştirmek bir revizyon mu, yoksa tüm tasarım yönünü baştan kurmak mı? İkisi de “revizyon” diye geçiyorsa, sayı vermenin bir hükmü yok.

Daha sağlıklı yol, revizyonu aşamaya bağlamak. Tasarım onaylanana kadar yön değişikliği normaldir; kodlama başladıktan sonra aynı değişiklik bambaşka bir iş yükü demektir. Bu ayrımı yazmak, sayı vermekten çok daha koruyucudur.

3. İçerik girişi kimin işi belli değildir

Otuz ürünlü bir katalog sitesinde ürünleri kim girecek? Fotoğrafları kim düzenleyecek, kim optimize edecek? Bu konuşulmadıysa, teslim gününde ya iş yarım kalır ya da ek kalem olarak önünüze gelir.

4. Eklenti ve lisans bedelleri

Hazır tema ve ücretli eklentilerle kurulan projelerde yıllık lisans yenilemeleri vardır. İlk yıl teklife dahil edilir, ikinci yıl müşterinin kucağına düşer. Site çalışmaya devam eder ama güncelleme almaz, bir süre sonra güvenlik sorunu olur.

5. Teslim sonrası küçük düzeltmeler

Yayına alındıktan bir hafta sonra fark edilen yazım hatası, yanlış telefon numarası, mobilde kayan bir kutu. Bunlar için ayrı fatura kesilmesi teknik olarak savunulabilir ama ilişki açısından çok pahalıya patlar.

6. Entegrasyonlar “basit” sanılır

Kargo takibi, muhasebe programı bağlantısı, sanal pos, rezervasyon sistemi. Bunlar konuşulurken tek cümleyle geçilir ama her biri ayrı bir geliştirme kalemidir. Hangi entegrasyonun dahil olduğu isim isim yazılmadıysa, teslim aşamasında beklenti ile teklif birbirini tutmaz.

Kapsamın satır satır yazılması, sürpriz faturanın en iyi panzehiri.
Kapsamın satır satır yazılması, sürpriz faturanın en iyi panzehiri.

Sabit fiyat nasıl kurulur?

Sabit fiyat vermek riskli görünür, çünkü ajans tarafında “ya iş büyürse” endişesi vardır. Bu endişeyi yönetmenin yolu fiyatı şişirmek değil, kapsamı yazmaktır. Kapsam ne kadar somut yazılırsa, iki taraf da o kadar rahat eder.

Biz teklif hazırlarken şu başlıkları açık açık yazarız:

  • Sayfa listesi. Kaç sayfa, hangileri. “Kurumsal site” değil; ana sayfa, hakkımızda, 4 hizmet sayfası, blog listesi, blog detay, iletişim.
  • Tasarım yaklaşımı. Sıfırdan özel tasarım mı, hazır bir yapı üzerine kurumsal uyarlama mı.
  • İçerik sorumluluğu. Metinleri kim yazıyor, görselleri kim veriyor, ilk içerik girişini kim yapıyor.
  • Teknik dahiller. Barındırma, alan adı, SSL, e-posta hesapları, yedekleme, temel SEO kurulumu.
  • Teslim sonrası. Kaç ay boyunca hangi tür düzeltmeler ücretsiz, hangileri değil.
  • Kapsam dışı. En önemlisi bu. Neyin dahil olmadığını yazmak, neyin dahil olduğunu yazmak kadar dürüst bir davranış.

Bu liste bir sayfayı geçmez ama projenin ömrü boyunca en çok başvurulan belge olur. Üç ay sonra “şu bölüm de olacaktı” tartışması çıktığında, kimse hafızasına güvenmek zorunda kalmaz.

Ödeme planı da kapsamın bir parçası

Sürprizin bir de takvim tarafı var. Toplam rakam net olsa bile, ödemenin ne zaman istendiği belirsizse iş yine gerilir. Projenin ortasında beklenmedik bir ara ödeme talebi, bütçeyi aylara bölmüş bir işletme için ciddi sıkıntı yaratabilir.

Bizim tercih ettiğimiz yol basit: başlangıçta bir ön ödeme, tasarım onayında bir dilim, yayına alışta kalanı. Hangi aşamada ne isteneceği ilk gün yazılır. Böylece hem ajans nakit akışını planlar hem müşteri hangi ayda ne ödeyeceğini bilir. Ödeme planını sonraya bırakmak, sürprizi sonraya bırakmaktan başka bir şey değil.

Peki iş gerçekten büyürse ne olacak?

Olur. Projenin ortasında müşteri “bir de rezervasyon formu eklesek” der ya da “şu bölümü çok dilli yapalım” diye düşünür. Bunlar meşru taleplerdir; kimse projeye başlarken her şeyi bilemez.

Burada doğru davranış, talebi sessizce yapıp sonra faturaya eklemek değil. Doğru davranış şu: talep geldiğinde durup “bu kapsam dışı, şu kadar ek süre ve şu kadar ek bedel gerektiriyor, isterseniz ikinci faza bırakalım” demek. Müşteri kararı verir. Belki vazgeçer, belki onaylar, belki sonraya bırakır. Üçü de sağlıklı sonuçtur. Sürpriz olan tek şey, kararın müşteriye sorulmadan verilmesidir.

Biz bu yüzden değişiklik taleplerini yazılı olarak kayıt altına alıyoruz. Bürokrasi olsun diye değil; üç ay sonra “ben bunu istemiştim” tartışması yaşanmasın diye.

Yıllık maliyetleri baştan konuşmak

Bir web sitesi tek seferlik bir ürün değil, bakımı olan bir varlıktır. Alan adı her yıl yenilenir, sunucu her ay çalışır, altyapı güncellemeleri gelir. Bunları “sonradan konuşuruz” diye ertelemek, sürpriz üretmenin en kolay yoludur.

Dürüst bir teklif, ikinci yıl ve sonrasında ne ödeyeceğinizi de gösterir. Rakam sıfır olmak zorunda değil; belli olmak zorunda. Müşteri “yılda şu kadar” bilgisini bilerek karar verirse, sonrasında kimse kimseye kırılmaz.

Bizim tarafta bu kalemler paket bedelinin içinde yürüyor. Kendi ürünlerimizi de aynı altyapıda barındırdığımız için, örneğin Amatör Arena spor platformunu ya da mobil projelerimizi kendi sunucularımızda çalıştırdığımız için, maliyeti öngörmek bizim açımızdan zor değil. Öngörebildiğimiz bir maliyeti müşteriye değişken kalem olarak yansıtmanın da anlamı yok.

Teslimde verilen panel eğitimi, yıl boyunca gereksiz ek maliyetleri önlüyor.
Teslimde verilen panel eğitimi, yıl boyunca gereksiz ek maliyetleri önlüyor.

Mobil uygulama tarafında durum daha da hassas

Web sitelerinde sürpriz kalem birkaç yüz liralık lisanslardan çıkar; mobil uygulamalarda iş büyür. Çünkü klasik yaklaşımda iOS ve Android için iki ayrı geliştirme yapılır. Teklif “mobil uygulama” diye tek satır yazılmışsa, ikinci platform kolayca ek bütçe kalemine dönüşür.

Biz mobil işlerde Flutter kullanıyoruz; tek kod tabanıyla iki platforma çıkıyoruz. Bunu burada teknik övgü olsun diye değil, fiyatlamayı doğrudan etkilediği için söylüyoruz: iki platform tek geliştirme süreci demek, hem baştan verilen rakamın tutması hem de sonradan yapılacak güncellemelerin ikiye katlanmaması anlamına geliyor. Uygulama mağazası hesapları, yıllık geliştirici ücretleri ve sürüm güncellemesi sorumluluğu da yine baştan yazılması gereken kalemlerden.

Teklif alırken sormanız gereken sorular

Hangi ajansla çalışırsanız çalışın, aşağıdaki soruları sorun. Cevaplar netse, muhtemelen sürpriz yaşamazsınız.

  • Bu fiyata barındırma ve alan adı dahil mi? Değilse yıllık ne kadar tutuyor?
  • İkinci yıl toplam ne ödeyeceğim?
  • Ücretli eklenti veya tema lisansı var mı? Yenilemesini kim üstleniyor?
  • İçerikleri kim giriyor? Ben metin ve görsel vermezsem ne oluyor?
  • Revizyon derken tam olarak neyi kastediyorsunuz? Örnek verebilir misiniz?
  • Teslimden sonra hata düzeltme süresi ne kadar?
  • Siteyi ben yönetebilecek miyim, yoksa her değişiklik için size mi geleceğim?
  • Ödeme hangi aşamalarda, hangi oranlarda isteniyor?
  • Yarın başka bir ekiple çalışmak istersem site ve alan adı bana devredilir mi?

Son soru özellikle önemli. Alan adının müşteri adına kayıtlı olması, sunucu erişiminin paylaşılabilir olması bir ajansın kendine güveninin göstergesidir. Kimseyi teknik olarak rehin almadan iş yapılabiliyor.

Bu soruları sormak kimseyi rahatsız etmez. Aksine, karşı taraf cevapları hazırsa iş ciddiyetle yürüyor demektir; cevaplar “onu sonra bakarız”a bağlanıyorsa, sonradan çıkacak kalemleri şimdiden duymuş sayılırsınız.

Kendi sitenizi yönetebilmek en büyük tasarruf

Sürpriz faturaların gizli bir kaynağı da bağımlılıktır. Site teslim edilir ama müşteri paneli hiç görmemiştir. Bir telefon numarası değişecek, bir duyuru eklenecek; her seferinde ajansa yazılır, her seferinde küçük bir bedel çıkar. Yıl sonunda toplam, projenin kendisiyle yarışır hale gelir.

Bunun çözümü basit: teslimde panel eğitimi. Biz her projede müşteriyle birlikte oturup içerik ekleme, düzenleme, görsel değiştirme, blog yazısı yayınlama adımlarını gösteriyoruz. Yarım saat sürüyor ve müşterinin bir yıl boyunca bize sormasına gerek kalmıyor. Zor işler için zaten buradayız; kolay işleri kendiniz yapın diye düşünüyoruz.

Fiyatın ucuzu değil, netini arayın

Piyasada çok düşük rakamlarla verilen teklifler görürsünüz. Bunların bir kısmı gerçekten verimli çalışan ekiplerdendir, bir kısmı ise eksik kapsamlıdır. Aradaki farkı anlamanın yolu rakama bakmak değil, kapsam listesine bakmaktır. İki teklifi yan yana koyup satır satır karşılaştırdığınızda, ucuz görünen teklifin aslında yarısını içerdiğini fark edebilirsiniz.

Aynı şekilde yüksek bir rakam da tek başına kalite garantisi değildir. Önemli olan, ödediğiniz paranın karşılığının yazılı olması.

Pratik bir yöntem: aldığınız iki üç teklifi aynı başlıklarla bir tabloya dökün. Sayfa sayısı, barındırma, içerik girişi, teslim sonrası destek, ikinci yıl maliyeti. Boş kalan hücreler, ileride konuşulacak kalemlerin listesidir. O boşlukları teklif aşamasında doldurmak, projenin ortasında doldurmaktan hem daha ucuz hem daha huzurlu olur.

Özetle

Sonradan ücret çıkmayan web projesi mümkün. Ama bu, ajansın iyi niyetiyle değil, iki tarafın da baştan net konuşmasıyla oluyor. Kapsam yazılırsa, kapsam dışı da yazılırsa, yıllık maliyetler açıkça söylenirse ve değişiklik talepleri anında fiyatlanıp onaya sunulursa, sürpriz kalmaz.

Manisa ve Ege genelinde çalıştığımız işletmelerin çoğu bize daha önce yaşadıkları bir belirsizlikten sonra geliyor. O yüzden ilk görüşmede fiyat konuşmadan önce kapsamı konuşmayı tercih ediyoruz. Ne yapacağımızı netleştirdikten sonra rakam söylemek kolay; tersi mümkün değil. Hangi şehirlerde ve nasıl çalıştığımızı merak ederseniz bölgeler sayfamıza bakabilirsiniz.

Projenizi konuşmak isterseniz iletişim sayfasından yazın, aynı iş günü içinde dönüş yapıyoruz. Hangi hizmetlerin hangi kapsamda verildiğini görmek için hizmetler sayfamıza, daha önce yaptığımız işlere bakmak için projeler sayfamıza göz atabilirsiniz.

Yazar

Soner Kurt

Kurucu & Geliştirici

MAT Kreatif'in kurucusu. Pazarlama stratejisiyle endüstriyel yazılımı aynı masada buluşturur: projenin ticari hedefini belirler, teknik mimarisini kurar ve teslimata kadar tek sorumlu olarak takip eder.

Ekibimizle tanışın

Bir adım ötesi

Bu konu sizin projenize dokunuyor mu?

Okuduklarınızı kendi işinize nasıl uygularsınız, birlikte bakalım. Keşif görüşmesi ücretsizdir.

Konuşalım